İzmir’den Türk dünyasına sanat yolculuğu! İşin uzmanları yorumluyor

5

İzmir Devlet Türk Dünyası Dans ve Müzik Topluluğu, Türk dünyasının asırlık müzik ve dans geleneklerini sahneye taşıyarak kültürel bir köprü kuruyor.

Geleneksel enstrümanlar ve otantik kıyafetlerle zenginleştirilen performanslar, Orta Asya’dan Anadolu’ya uzanan geniş bir coğrafyanın renklerini yansıtıyor.

Topluluk, hem Türkiye’de hem de uluslararası platformlarda sergilediği gösterilerle Türk dünyasının kültürel mirasını tanıtmayı sürdürüyor.

1987’de kurulan topluluk, Türk dünyasının folklorik zenginliğini korumak ve gelecek nesillere aktarmak misyonuyla hareket ediyor.

Kazakistan’ın bozkır melodilerinden Azerbaycan’ın ateşli danslarına, Kırgızistan’ın destansı türkülerinden Türkiye’nin Anadolu motiflerine kadar geniş bir repertuvar sunan ekip, her performansında izleyicileri tarihsel bir yolculuğa çıkarıyor.

Geleneksel saz, dombra, kaval gibi enstrümanlarla çalınan müzikler, otantik kostümlerle birleştiğinde ortaya çıkan sahne, adeta bir zaman kapsülü etkisi bırakıyor.

Etnomüzikoloji alanında çalışmalarıyla tanınan Londra Üniversitesi’nden Prof. Dr. Martin Stokes, topluluğun çabalarını “Türk dünyasının müzikal çeşitliliğini küresel bir izleyiciye sunan nadir bir girişim” olarak nitelendiriyor.

Stokes, “Bu performanslar, sadece estetik bir deneyim değil, aynı zamanda kültürel kimliğin korunması için bir belge niteliği taşıyor” diyor.

Ethnomusicology dergisinde yayımlanan bir makale de, Türk dünyası müziklerinin korunmasında bu tür toplulukların kritik bir rol oynadığını vurguluyor.

Topluluğun son dönemde gerçekleştirdiği projeler arasında, Yeşilay Haftası kapsamında İzmir’de verilen konser ve Dokuz Eylül Üniversitesi’nin akademik yıl açılış törenindeki performanslar yer alıyor. Ayrıca, Uşak’ta 30 Ağustos Zafer Bayramı için sahneledikleri “Zafer Yolu Varoluş Destanı” adlı gösteri, türküler ve marşlarla birleşen yöresel danslarla büyük beğeni topladı.

Topluluğun sanat yönetmeni Ümit Çırak, “Amacımız, Türk dünyasının birliğini ve çeşitliliğini sanat yoluyla anlatmak. Her bir ezgi ve dans, bu toprakların ruhunu taşıyor” açıklamasında bulundu.

Uluslararası alanda da ses getiren topluluk, Türk Devletleri Teşkilatı’nın düzenlediği etkinliklerde sıkça boy gösteriyor.

Harvard Üniversitesi’nden Türkoloji uzmanı Prof. Dr. Cemal Kafadar, “Bu topluluk, Türk dünyasının kültürel diplomasideki en güçlü elçilerinden biri. Müzik ve dans, dil bariyerlerini aşarak insanları birleştiriyor” yorumunu yapıyor.

Kafadar’a göre, bu tür girişimler, Türk dünyasının küresel algısını güçlendiren önemli bir adım.

Ancak topluluğun karşılaştığı zorluklar da yok değil. Geleneksel sanatların modern dünyada yeterince ilgi görmemesi ve finansal kaynakların sınırlılığı, bu mirası yaşatma çabalarını zorlaştırıyor. Yine de ekip, Kültür ve Turizm Bakanlığı’nın desteğiyle projelerini genişletmeyi planlıyor.

Önümüzdeki aylarda Avrupa turnesine çıkmayı hedefleyen topluluk, Türk dünyasının sesini daha geniş kitlelere duyurmayı amaçlıyor.

İzmir’den yükselen bu ritimler, sadece bir sanat gösterisi sunmuyor; aynı zamanda Türk dünyasının tarihini, duygularını ve birliğini sahneye taşıyarak kültürel bir hafızayı canlı tutuyor. Geleneksel ile moderni buluşturan bu performanslar, Türk mirasının evrensel bir dilde anlatımı olarak yankılanmaya devam ediyor.

Mehmet Şimşek