Atatürk ve Mefkure Kelimesi: Türk Milletinin Bağımsızlık Ruhu
Harita Genel Müdürlüğü tarafından yapılan açıklamaya göre, Ziya Gökalp’in “ideal” kelimesine karşı getirdiği “mefkure” kelimesi, Gazi Mustafa Kemal Atatürk tarafından da sıkça kullanılmıştır.

Bağımsızlık Ruhunun Sembolü: Mefkure Kelimesi
Atatürk, Türk milletinin bağımsızlık ideallerini ve zafer inancını yansıtan bu kelimeyi, özellikle Milli Mücadele’nin ruhunu ifade etmek için sıkça kullanmıştır. “Mefkure” kelimesi, Cumhuriyet döneminde edebiyat, sanat ve tarih alanlarında da önemli bir yere sahip olmuştur.
Kurtuluş Savaşı yıllarında yüzbaşı olarak görev yapan Harita Albay Selahaddin Düzgünoğlu, halkı bilinçlendirmek amacıyla “Mefkure Kartları” adlı eserleri çizmiştir.
Düzgünoğlu, Türk milletinin bağımsızlık ruhunu ve zafer inancını resimlerle ifade ederek bu kartları yurdun dört bir yanına göndermiştir. Orijinal Mefkure Kartları, 1931 yılında Ankara Halkevi’nde sergilenmiştir.
94 yıl sonra, Harita Genel Müdürlüğü tarafından, milli şuura önemli katkıları olan Selahaddin Düzgünoğlu’nun eserleri, 29 Ekim’de Ulus’taki Birinci Meclis Binası’nda (Kurtuluş Savaşı Müzesi) ziyaretçilere açılacaktır. Sergi, 1 Ocak tarihine kadar ziyaret edilebilecektir.

Harb İçinden Doğan Bir Mefkure: Selahaddin Düzgünoğlu
Kurtuluş Savaşı yıllarında yüzbaşı olan Selahaddin Düzgünoğlu, Gökalp’in Türk diline kazandırdığı mefkure kelimesinden etkilenmiştir.
Birinci Dünya Savaşı’nda ön planda olan Selahaddin Bey, Almanya ve Suriye’de gösterdiği başarılarla ödüllendirilmiştir. Esir düştükten sonra Kurtuluş Savaşı’na katılmak isteyen Düzgünoğlu, İstanbul’da milli mücadele için çalışmıştır.

Mefkure Sanatı: Selahaddin Düzgünoğlu’nun Mirası
Harita subayı ve aynı zamanda ressam olan Selahaddin Bey, Türk ordusunun ihtiyaç duyduğu haritaların temin edilmesinde önemli rol oynamıştır.
Milli Mücadele’nin anlatıldığı kartpostallardan ilham alan Düzgünoğlu, Kurtuluş Savaşı için propaganda kartları tasarlayarak halka dağıtmıştır.
1925 yılında binbaşı rütbesine terfi eden Selahaddin Bey, 1940 yılında albay olmuş ve 1943 yılında vefat etmiştir. O, Türk milletinin bağımsızlık mücadelesine sanatıyla da katkı sağlamıştır.